Blog

Yas süreci: normal seyir ve ne zaman destek almalı?

Sabah güneşinde sakin bir kanepe köşesi

Yas süreci, sevilen birinin kaybına verilen doğal ve kişiye özgü bir tepkidir; belirli bir takvimi yoktur ve dalgalar halinde ilerler. Çoğu insan zamanla, yakınlarının desteğiyle kaybı hayatına yerleştirir. Ancak aylar geçmesine rağmen yoğun özlem, suçluluk ve boşluk hissi günlük işlevleri bozmaya devam ediyorsa ya da kayıptan söz etmek bile dayanılmaz geliyorsa profesyonel destek düşünülmelidir. İzmit Yahyakaptan’daki ofisimde ve online danışmanlıkla yas sürecinde eşlik ediyorum.

Yas bir hastalık değildir

Yas, bir kaybın ardından yaşanan doğal bir uyum sürecidir; ne bir zayıflık ne de tek başına bir bozukluk belirtisidir. Bir eşi, anne babayı, kardeşi, çocuğu ya da uzun yıllar birlikte yaşanmış bir dostu kaybetmek hayatın en zorlayıcı deneyimlerinden biridir ve zorlanmak tam da beklenen tepkidir.

Yasın herkes için aynı sırayla ilerleyen aşamaları olduğu fikri yaygındır; oysa gerçek deneyim çok daha düzensizdir. Bir gün öfke, ertesi gün uyuşukluk, bir hafta sonra beklenmedik bir huzur hissi yaşanabilir. Uzun bir hastalık döneminin ardından gelen kayıplarda üzüntüyle birlikte rahatlama hissetmek de mümkündür ve bu hiç kimseyi kötü biri yapmaz. Kültürümüzdeki taziye, mevlit, yedinci ve kırkıncı gün gibi ritüellerin de bir işlevi vardır: Kaybı toplulukla paylaşmak ve acıya bir çerçeve vermek.

Sık görülen tepkiler şunlardır:

  • Ağlama nöbetleri ya da tam tersine hiç ağlayamama
  • Uyku ve iştah değişiklikleri, sürekli yorgunluk
  • Öfke, suçluluk, "keşke" ile başlayan düşünceler
  • Dalgınlık, işe odaklanamama, kararsızlık
  • Kaybedilen kişiyi kalabalıkta görür gibi olma, sesini duyar gibi olma

Bunların hiçbiri tek başına bir sorunun işareti değildir. Önemli olan zamanla yoğunluğun azalıp azalmadığı ve hayatın yeniden akmaya başlayıp başlamadığıdır.

Yasın dalgaları

Yas doğrusal değil, dalgalı ilerler. İlk haftalarda dalgalar sık ve yüksektir; taziye ziyaretleri, cenaze işleri ve kalabalık bu dönemde bir tür tampon oluşturur. Asıl sessizlik çoğu zaman kalabalık dağıldıktan sonra, kırkıncı günün ardından ya da ilk bayramda gelir. Ev boşaldığında kayıp daha görünür hale gelir.

Zamanla dalgaların arası açılır, ama tamamen kaybolmazlar. Bir şarkı, hastanenin önünden geçmek, dolapta bulunan bir kazak ya da telefondaki kayıtlı numara aniden ilk günlerin yoğunluğunu geri getirebilir. Buna geri dönüş değil, dalga demek daha doğrudur: Gelir, yükselir ve geçer. Yıl dönümleri, özellikle ilk yıl, dalgaların öngörülebilir biçimde yükseldiği zamanlardır; o gün ne yapacağınızı önceden planlamak dalgayı küçültmez ama sizi hazırlıksız yakalamasını önler.

Sağlıklı bir yas süreci iki hareket arasında gidip gelir. Bir yanda kaybı düşünmek, ağlamak, anıları konuşmak; diğer yanda faturaları ödemek, işe gitmek, çocukların ödevine bakmak. İkisi arasında salınım kaçış değil, uyumun ta kendisidir. Kayıptan hiç söz etmemek de, her günü tamamen kayba adamak da bu salınımı bozar. Kendinize hem ağlamak hem de gülmek için izin vermek sürecin doğal parçasıdır.

Uzamış yasın işaretleri

Zaman tek başına belirleyici değildir; aylar geçtikten sonra da kimi günler ağır olabilir. Ancak kaybın üzerinden uzun bir süre, yetişkinlerde genellikle bir yıldan fazla geçmesine rağmen aşağıdaki tablo neredeyse her gün sürüyorsa yas uzamış ya da takılmış olabilir:

  • Yoğun özlem ve kaybedilen kişiyle ilgili düşüncelerin günün büyük kısmını kaplaması
  • Kaybın gerçekliğine hâlâ inanamama, "sanki dönecek" hissi
  • Kayıpla ilgili her şeyden kaçınmak ya da tam tersine eşyaları ve odayı olduğu gibi dondurmak
  • "Onsuz ben kimim" sorusuyla gelen kimlik kaybı hissi
  • Geleceğe dair hiçbir plan yapamama, hayatın anlamsız görünmesi
  • Yoğun suçluluk, kendini sürekli suçlama
  • Uyku, iş ve ilişkilerin belirgin biçimde bozulması; alkol veya sakinleştiriciye yönelmek

Bu liste tanı koymak için değil, destek aramanın zamanının geldiğini fark etmek içindir. Yasın depresif duygudurumla iç içe geçtiği dönemler de olur; bunu ayırt etmek bir uzmanla yapılan değerlendirmenin işidir.

Önemli: Kaybedilen kişiye kavuşma isteği ölme düşüncesine dönüşüyorsa ya da kendinize zarar verme düşünceniz varsa lütfen beklemeyin, 112’yi arayın veya en yakın acil servise başvurun.

Kendine ve yakınına destek

Kendiniz için yapabilecekleriniz büyük şeyler değildir; küçük ve düzenli olanlardır. Uyku ve yemek saatlerini korumak, her gün kısa da olsa dışarı çıkmak ve ilk aylarda taşınma, işi bırakma gibi büyük kararları mümkünse ertelemek yükü hafifletir. Kaybettiğiniz kişiye mektup yazmak, bir anı kutusu hazırlamak ya da mezarı ziyaret etmek gibi ritüeller duyguya güvenli bir yer açar. Anlatmak istediğinizde dinleyecek bir kişiyi belirlemek de önemlidir; herkese anlatmak zorunda değilsiniz.

Yas tutan bir yakınınıza destek olurken en sık yapılan hata, acıyı küçültmeye çalışmaktır. "En azından acı çekmedi", "Güçlü olmalısın", "Zamanla geçer" gibi cümleler iyi niyetle söylense de kişiyi yalnızlaştırır. Bunun yerine:

  • Kaybedilen kişinin adını anmaktan çekinmeyin; anılarını sorun.
  • "Bir ihtiyacın olursa söyle" yerine somut teklif edin: yemek getirmek, çocukları okula bırakmak, resmi işlere eşlik etmek.
  • Kalabalık dağıldıktan sonra da aramaya devam edin; en zor haftalar çoğu zaman sonradan gelir.
  • Sessizliği doldurmaya çalışmayın; yanında olmak çoğu zaman yeterlidir.

Evde çocuk varsa aynı ilke onlar için de geçerlidir: Yaşına uygun, açık ve dürüst cümleler kurmak, "uyudu" ya da "uzaklara gitti" gibi kafa karıştıran ifadeler yerine ölümün adını koymak ve sorularına yer açmak çocuğu korur.

Terapide yas çalışması

Terapide amaç kaybı unutturmak değil, kayıpla birlikte yaşanabilir bir hayat kurmaktır. Görüşmelerde önce kaybın öyküsünü, çoğu zaman ilk kez baştan sona, anlatmaya yer açarız. Ardından süreci tıkayan düşünceler üzerinde çalışırız: "Daha erken fark etseydim ölmezdi", "Onun yokluğunda mutlu olmaya hakkım yok" gibi cümleler bilişsel davranışçı terapinin araçlarıyla tek tek ele alınır. Kaçınılan yerlere, eşyalara ve anılara kademeli olarak yaklaşmak, geleceğe dair küçük planlar yapmak ve kaybedilen kişiyle süren bağı sağlıklı bir biçimde tanımlamak sürecin diğer parçalarıdır. Yas çalışması için katı bir protokol yoktur; görüşmelerin temposu sizin hızınıza göre ayarlanır. Bazı danışanlar birkaç görüşmede aradığı desteği bulur, bazılarıyla daha uzun süre birlikte yürürüz.

Ne zaman gelmeli? Aylar geçtiği halde işlevselliğiniz toparlanmıyorsa, kayıptan söz etmek bile dayanılmaz geliyorsa ya da yakınlarınız endişelerini dile getiriyorsa bir değerlendirme görüşmesi iyi bir başlangıçtır. İzmit Yahyakaptan’daki ofisimde yüz yüze, Kocaeli’nin diğer ilçelerinden ve şehir dışından online danışmanlıkla bireysel terapi kapsamında yas çalışması yapıyorum. Randevu ve sorularınız için WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Yas süreci ne kadar sürer?

Yasın sabit bir süresi yoktur; kaybın niteliğine, ilişkinin yakınlığına, kaybın ani olup olmadığına ve kişinin destek ağına göre değişir. İlk aylarda dalgalar sık ve yoğundur; birinci yıl içindeki ilk bayram, doğum günü ve ölüm yıl dönümü gibi tarihler özellikle zorlayıcıdır. Çoğu kişi için yoğunluk zamanla azalır, ancak özlem tamamen bitmez. Süre değil, hayatın yeniden akıp akmadığı önemlidir.

Yas ve depresyon aynı şey mi?

Hayır, ancak birbirine benzeyebilir ve iç içe geçebilir. Yasta üzüntü dalgalar halinde gelir, kaybedilen kişiye odaklanır ve aralarda olumlu duygulara yer kalır. Depresif duygudurumda ise çökkünlük daha sürekli olma eğilimindedir; kişi kendini bütünüyle değersiz hisseder ve hiçbir şeyden zevk alamaz. Yasın uzun sürdüğü dönemlerde depresif belirtiler eklenebilir; bu ayrımı bir klinik psikolog ya da psikiyatrist değerlendirmesiyle yapmak en doğrusudur.

Yas için psikoloğa gitmek gerekir mi?

Her yas için gerekmez; çoğu insan yakınlarının desteği ve zamanla toparlanır. Ancak aylar sonra bile günlük işlevler bozuksa, yoğun suçluluk ve kaçınma varsa ya da kaybı konuşacak kimse yoksa profesyonel destek süreci kolaylaştırır. Ani, beklenmedik veya travmatik kayıplarda daha erken başvurmak faydalı olabilir. İzmit’te yüz yüze ya da online danışmanlıkla kısa bir değerlendirme görüşmesi yapıp birlikte karar verebiliriz.

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe, İzmit’teki ofisinde

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe

İzmit, Kocaeli’de yüz yüze psikoterapi ve online danışmanlık. Bilişsel davranışçı terapi odaklı çalışır; yetişkin, ergen ve ailelerle görüşür.

Hakkımda

Sorularınız için yazın

Yazıda cevabını bulamadığınız bir soru varsa WhatsApp üzerinden sorabilirsiniz; randevu için de aynı numara yeterli.

Ara WhatsApp ile randevu
WhatsApp