
Sosyal kaygı, başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme korkusunun sosyal ortamlarda yoğun sıkıntıya ve kaçınmaya yol açmasıdır. Toplantıda söz almak, tanımadığınız biriyle konuşmak, topluluk önünde yemek yemek ya da telefonla arama yapmak gibi durumlar öncesinde günlerce endişe, sırasında kızarma, titreme ve zihnin boşalması, sonrasında saatlerce kendini yargılama görülür. Aşılması mümkündür: Bilişsel davranışçı terapide korkulan durumların kademeli olarak denenmesi ve güvenlik davranışlarının bırakılması temel yöntemdir. İzmit’teki ofisimde ve online danışmanlıkla sosyal kaygı üzerine çalışıyorum.
Sosyal kaygının belirtileri
Sosyal kaygı üç zamanda yaşanır: öncesinde, sırasında ve sonrasında. Bu üçlü yapıyı bilmek, kendi döngünüzü tanımanızı kolaylaştırır.
- Öncesinde: Bir davet, sunum ya da tanışma yaklaşırken günler öncesinden başlayan endişe; olası rezillik senaryolarını zihinde tekrar tekrar canlandırma; bahane üretip son anda iptal etme isteği.
- Sırasında: Yüz ve boyunda ısınma, kızarma, ellerde ve seste titreme, terleme, zihnin bir anda boşalması, "herkes bana bakıyor" hissi, ne söyleyeceğini planlarken karşıdakini dinleyememek.
- Sonrasında: Konuşmayı kare kare geri sarıp hataları arama, "aptal gibi göründüm" sonucu, günlerce süren utanç ve bir dahaki sefere kaçınma kararı.
Belirtiler yalnızca kalabalık ortamlarda ortaya çıkmaz. Kasada ödeme yaparken, iş yerinde yemek yerken, birine yol sorarken ya da grup sohbetine mesaj yazarken de aynı döngü çalışabilir. Ortak nokta, gözlemlenme ve değerlendirilme ihtimalidir.
Utangaçlıkla arasındaki fark
Utangaçlık bir kişilik özelliğidir; yeni ortamlarda çekingen olmak, ısınmak için zamana ihtiyaç duymak ve kalabalıktan çok küçük gruplarda rahat etmek anlamına gelir. Utangaç bir kişi tanışma anında gerilir, ama ortama alıştıkça rahatlar ve sosyal hayatını sürdürür. Bunun değiştirilmesi gereken bir yanı yoktur.
Sosyal kaygıda ise korku ortama alışmakla azalmaz, çoğu zaman artar. Kişi yalnızca gerilmekle kalmaz, hayatını korkuya göre kurar: Terfi teklifini sunum yapmamak için reddeder, arkadaş davetlerini sürekli geri çevirir, derste bildiği sorunun cevabını söylemez. Ayrımı şu üç soruyla yapabilirsiniz:
- Korku, istediğim şeyleri yapmama engel oluyor mu?
- Sosyal bir olaydan önce ve sonra yaşadığım sıkıntı, olayın kendisinden uzun sürüyor mu?
- Bu durum aylardır devam ediyor mu?
Üç soruya da "evet" diyorsanız, yaşadığınız şey utangaçlıktan fazlasıdır ve destek almak için yeterli bir nedendir.
Güvenlik davranışları: sizi koruyor gibi görünen tuzak
Güvenlik davranışları, kaygıyı o an azaltmak için yaptığınız ama uzun vadede korkuyu besleyen küçük hilelerdir. Sosyal kaygıda çok yaygındır ve çoğu zaman fark edilmez:
- Toplantıda konuşmadan önce her cümleyi kafada prova etmek
- Kızarmayı gizlemek için makyaj, yüksek yaka ya da saç kullanmak
- Yanınızda "güvenli" bir arkadaş olmadan hiçbir ortama gitmemek
- Telefona bakarak meşgul görünmek, göz temasından kaçınmak
- Soru sormamak, kısa cevaplar vermek, sohbeti hızla kapatmak
- Rahatlamak için etkinlik öncesi alkol almak
Sorun şurada: Bu davranışlar işe yaradığında beyin "kurtuldum" der ve korkulan sonucun gerçekleşmemesini davranışa bağlar. "Prova ettiğim için rezil olmadım" diye düşünürsünüz; oysa prova etmeseniz de rezil olmayacaktınız. Bu deneyimi hiç yaşamadığınız için korku olduğu gibi kalır. Üstelik güvenlik davranışları çoğu zaman tam tersine hizmet eder: Sürekli kendinizi izlemek dikkatinizi karşınızdaki kişiden alır, konuşma gerçekten tutuk hale gelir. Terapide bu davranışları teker teker tanımlar ve planlı biçimde bırakırız.
Pratik özet: Bu hafta listeden tek bir güvenlik davranışı seçin ve onu bir kez bırakarak deneyin; örneğin bir sohbete prova yapmadan girin. Sonrasında korktuğunuz şeyin gerçekten olup olmadığını not edin. Bu küçük kayıt, terapide üzerine inşa edeceğimiz ilk kanıttır.
Kademeli maruz bırakma: bir örnek
Kademeli maruz bırakma, korkulan durumlara en kolayından en zoruna doğru sıralanmış adımlarla, güvenlik davranışları olmadan ve yeterince uzun süre kalarak yaklaşmaktır. "İş yerinde sesli konuşamıyorum" diyen bir danışan için hazırlanmış örnek bir merdiven şöyle görünebilir:
- Kahve sırasında bir iş arkadaşına hava durumu hakkında tek cümle söylemek
- Toplantıda bir kez "katılıyorum" demek
- Yemekte sohbete bir soru sorarak katılmak
- Toplantıda önceden hazırlanmadan kısa bir görüş bildirmek
- Bir konuyu bilerek yanlış söyleyip düzeltmek
- Ekibe beş dakikalık bir sunum yapmak
Beşinci basamak şaşırtıcı gelebilir; oysa en öğretici adımlardan biridir. Küçük bir hata yaptığınızda dünyanın durmadığını, kimsenin bunu bir hafta sonra hatırlamadığını doğrudan yaşamak, hiçbir mantık yürütmenin sağlayamayacağı bir öğrenmedir. Her basamak, kaygı belirgin biçimde düşene kadar birkaç kez tekrarlanır; bir üst basamağa ancak o zaman geçilir. Merdiven kişiye özeldir ve seansta birlikte kurulur.
Terapi süreci nasıl ilerler?
Sosyal kaygıda bilişsel davranışçı terapi iyi tanımlanmış bir yol izler. İlk görüşmelerde kaygının hangi ortamlarda, hangi düşüncelerle ve hangi güvenlik davranışlarıyla sürdüğü birlikte haritalanır. Ardından "herkes beni yargılıyor", "kızarırsam zayıf görünürüm" gibi temel inançlar düşünce kayıtlarıyla ele alınır; dikkati kendinizden dışarıya, karşınızdaki kişiye çevirme becerisi çalışılır. Sürecin gövdesini ise yukarıdaki gibi bir merdivenle yürütülen maruz bırakma çalışması oluşturur: Her adım seansta planlanır, seans arasında denenir, sonraki seansta değerlendirilir.
Sosyal kaygısı olan danışanlar için ilk adımı evden atmak bazen daha kolaydır; bu nedenle süreç online danışmanlıkla başlayıp İzmit’teki ofiste yüz yüze devam edebilir. Kocaeli içinden ya da dışından olmanız fark etmez. Kaygıda kullandığım yaklaşımı kaygı ve panik atak terapisi sayfasında ayrıntılı anlattım; kendi durumunuzu konuşmak için WhatsApp üzerinden yazmanız yeterlidir. Mesaj yazmak bile zor geliyorsa, bunu da biliyorum: Tek satırlık bir "merhaba" başlangıç için yeterlidir.
Sık sorulan sorular
Sosyal kaygı kendiliğinden geçer mi?
Hafif düzeydeki sosyal kaygı yaşla ve deneyimle azalabilir; ancak kaçınma ve güvenlik davranışları devam ettiği sürece korku genellikle olduğu yerde kalır, hatta daralan sosyal hayatla birlikte artar. Ergenlik döneminde başlayıp yetişkinliğe taşınan sosyal kaygı sık görülür. Yaşamınızı kısıtladığını fark ediyorsanız beklemek yerine yapılandırılmış bir çalışma başlatmak daha kısa yoldur.
Sosyal kaygı için ilaç gerekir mi?
Bu kararı yalnızca bir psikiyatrist verebilir; psikologlar ilaç yazmaz. Sosyal kaygıda bilişsel davranışçı terapi tek başına en çok araştırılmış yaklaşımlardan biridir. Belirtiler çok yoğunsa ya da depresif belirtiler eşlik ediyorsa psikiyatrik değerlendirme önerebilirim; o durumda terapi ve ilaç birlikte yürütülebilir. Hangi yolun uygun olduğu ilk görüşmelerde birlikte değerlendirilir.
Online danışmanlık sosyal kaygıda işe yarar mı?
Evet. Düşünce kayıtları, güvenlik davranışlarının belirlenmesi ve maruz bırakma merdiveninin planlanması görüntülü görüşmede rahatça yapılır. Görüşmeler arasında denenen adımlar zaten gerçek hayatta gerçekleşir; seans yalnızca planlama ve değerlendirme yeridir. Kameraya bakmak bile ilk başta zorlayıcıysa, bu da çalışılacak ilk basamaklardan biri olur.