Blog

Panik atak anında ne yapmalı? 6 adımlı sakinleşme planı

Pencere önünde sakin oturan bir kadın

Panik atak anında ne yapmalı sorusunun cevabı atağın seyrini bilmekle başlar: Belirtiler dakikalar içinde zirveye çıkar ve kendiliğinden iner, atak bedene zarar vermez. Altı adımlı plan şöyle: Bulunduğunuz yerde kalın, nefes verişi uzatın, belirtilere ad koyun, ayaklarınızı yere basıp beş duyuya odaklanın, felaket düşüncesini "bu bir atak, geçecek" ile karşılayın ve atağı savuşturmaya değil dalgayı geçirmeye çalışın. İlk ve şiddetli göğüs ağrısında 112’yi arayın; tekrar eden ataklar için İzmit’te ve online danışmanlıkla bilişsel davranışçı terapi uyguluyorum.

Atağın seyrini bilmek

Panik atak bir dalga gibi davranır: Hızla yükselir, birkaç dakika içinde zirveye ulaşır ve iner. Bedenin savaş ya da kaç sistemi bir kez devreye girdiğinde salgılanan adrenalin kısa sürede metabolize olur; beden bu düzeyde uyarılmışlığı uzun süre sürdüremez. Bu nedenle atak, siz hiçbir şey yapmasanız bile geçer. Bu bilgi tek başına bile atakların şiddetini azaltabilir, çünkü atağı korkunç yapan şey belirtilerin kendisinden çok "bu hiç bitmeyecek, bir şey olacak" yorumudur.

Zirvede ne olur? Çarpıntı, nefes darlığı hissi, baş dönmesi, uyuşma, gerçek dışılık hissi ve yoğun bir kaçma isteği. Bunların hepsi alarm sisteminin bedeni koşmaya hazırlamasının yan etkileridir; kaslara giden kan artar, nefes hızlanır, ellerden kan çekilir. Ortada koşulacak bir şey olmadığında bu hazırlık boşa çalışır ve rahatsızlık verir, ama zarar vermez.

Bir istisna var: Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtileri ilk kez yaşıyorsanız ya da bu atak öncekilerden belirgin biçimde farklıysa bunu panik olarak etiketlemeyin; 112’yi arayın veya acil servise başvurun. Tıbbi nedenler bir kez dışlandıktan sonra aşağıdaki plan devreye girer.

Adım adım plan

Planı atak gelmeden önce öğrenin; atak sırasında yeni bir şey öğrenmek mümkün değildir. Altı adımı bir kağıda ya da telefon notuna yazıp yanınızda taşıyabilirsiniz.

  1. Yerinizde kalın. Mümkünse bulunduğunuz yerden çıkmayın; oturun ya da bir yere yaslanın. Kaçmak o an rahatlatır ama beyne "burası tehlikeliydi" dersini verir.
  2. Nefes verişi uzatın. Derin nefes almaya çalışmayın; sorun az değil, çok nefes almaktır. Burundan dörde kadar sayarak alın, ağızdan altıya kadar sayarak verin. Verişin alıştan uzun olması yeterli.
  3. Belirtilere ad koyun. İçinizden ya da sessizce söyleyin: "Kalbim hızlı atıyor, bu adrenalin. Başım dönüyor, bu nefesle ilgili." Adlandırma belirsizliği azaltır.
  4. Beş duyuyla yere basın. Ayak tabanlarınızı yere bastırın. Gördüğünüz beş şeyi, duyduğunuz dört sesi, dokunduğunuz üç yüzeyi, aldığınız iki kokuyu ve bir tadı sayın.
  5. Felaket düşüncesine cevap verin. "Bayılacağım", "kalp krizi geçiriyorum", "delireceğim" düşüncesini önceden hazırladığınız cümleyle karşılayın: "Bu bir panik atak. Daha önce de geçti, şimdi de geçecek."
  6. Dalgayı geçirin. Atağı durdurmaya çalışmayın; durdurma çabası alarmı besler. Zirvenin geldiğini ve indiğini bir gözlemci gibi izleyin. Bir iki dakika sonra belirtilerin hafiflemeye başladığını fark edeceksiniz.

Yapmamanız gerekenler

Atak sırasında yapılan bazı şeyler o an mantıklı görünür ama döngüyü uzatır:

  • Ortamdan kaçmak: Marketi terk etmek, otobüsten inmek. Rahatlama anlıktır; bir sonraki sefer aynı yer daha korkutucu olur.
  • Derin ve hızlı nefes almak: "Nefes alamıyorum" hissi çoğu zaman fazla nefes almaktan gelir. Hızlı nefes, baş dönmesini ve uyuşmayı artırır.
  • Bedeni tarayarak kontrol etmek: Nabız saymak, göğsü yoklamak, aynada renginize bakmak. Her kontrol yeni bir belirti bulur ve alarmı yükseltir.
  • Sürekli güvence istemek: Her atakta birini arayıp "bana bir şey olur mu?" diye sormak, kendi başınıza atlatabileceğinize dair kanıt biriktirmenizi engeller.
  • Alkol ya da rastgele ilaçla bastırmak: Kısa vadede uyuşturur, uzun vadede atakları sıklaştırır. İlaç yalnızca psikiyatristin düzenlemesiyle kullanılmalıdır.
  • Yanındakine "sakin ol" demek: Atak geçiren birine eşlik ediyorsanız bu cümle işe yaramaz. Onun yerine "buradayım, bu geçecek, birlikte nefes verelim" deyin ve yanında kalın.

Bu davranışların ortak noktası şudur: Hepsi atağı tehlikeli bir olay gibi ele alır ve beyne bu mesajı pekiştirir. Plan ise tersini öğretir.

Atak sonrası

Atak geçtikten sonra yorgunluk, titreme ve ağlama isteği olağandır; beden büyük bir efor harcamıştır. Kendinize biraz zaman tanıyın, su için, mümkünse birkaç dakika yürüyün. Sonra kısa bir not alın: Neredeydiniz, atak öncesinde ne düşünüyordunuz, ilk belirti neydi, ne yaptınız ve ne kadar sürdü. Bu notlar terapide atağın tetikleyicilerini bulmak için en değerli malzemedir.

Sonrasında iki hata sık yapılır. Birincisi, atağı saatlerce zihinde tekrar oynayıp "ya tekrar olursa" senaryoları kurmaktır; bu, bir sonraki atağın zeminini hazırlar. İkincisi, atağın olduğu yerden uzak durmaya başlamaktır. Mümkünse aynı yere birkaç gün içinde geri dönün; kısa bir süre kalmak bile beyne "burada bir şey olmadı" dersini verir. Güvendiğiniz birine yaşadığınızı anlatmak da yükü hafifletir; utanılacak bir şey olmadı, alarm sistemi yanlış çaldı.

Kalıcı çözüm için terapi

Altı adımlı plan atağın kendisini yönetir; ancak panik döngüsünü sürdüren şey atak değil, bir sonraki atağın korkusudur. Bu korku bedeni sürekli izlemeye, belirtileri felaket gibi yorumlamaya ve yerlerden kaçınmaya yol açar; kaçınma büyüdükçe hayat daralır. Bu döngü kendi başına kırılması zor bir döngüdür ve bilişsel davranışçı terapinin en iyi tanımlanmış çalışma alanlarından biridir.

Terapide önce atağın sizde nasıl başladığını ve neyle beslendiğini birlikte anlarız. Ardından felaket yorumlarını kanıtlarıyla test eder, korkulan bedensel duyumları güvenli ortamda bilerek üretip alışmayı çalışır ve kaçınılan yerlere kademeli olarak döneriz. Belirtiler çok sık ve şiddetliyse psikiyatrik değerlendirme de eklenebilir; iki süreç birlikte yürür. Sürecin ayrıntılarını kaygı ve panik atak terapisi sayfasında bulabilirsiniz. İzmit’teki ofisimde yüz yüze, Kocaeli dışından online danışmanlıkla çalışıyorum; ilk görüşme için WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Panik atak ne kadar sürer?

Belirtiler genellikle birkaç dakika içinde zirveye çıkar ve çoğu atak yarım saati bulmadan iner. Atak sonrasındaki yorgunluk, gerginlik ve "ya yine olursa" düşüncesi saatlerce sürebilir; ancak bu, atağın kendisi değil, sonrasıdır. Atak sırasında zamanın yavaş akması normaldir; saate bakmak yerine nefes verişe odaklanmak süreyi daha kısa hissettirir.

Panik atak anında nefes egzersizi işe yarar mı?

Doğru yapılırsa evet. Amaç derin ve hızlı nefes almak değil, verişi uzatmaktır; çünkü atak sırasında sorun genellikle fazla nefes almaktan kaynaklanır. Burundan dörde kadar sayarak alıp ağızdan altıya kadar sayarak vermek, bedenin alarmını yavaşlatır. Nefes tek başına atağı anında bitirmez; diğer adımlarla birlikte, dalga geçene kadar dayanmayı kolaylaştıran bir araçtır.

Panik atak geçiren birine nasıl yardım edilir?

Yanında kalın, sakin ve yavaş konuşun. "Sakin ol" yerine "buradayım, bu bir atak, geçecek" deyin ve birlikte uzun nefes verin. Onu ortamdan çıkarmaya ya da soru yağmuruna tutmaya çalışmayın; kaçmak yerine kalmasına eşlik edin. Göğüs ağrısı ve nefes darlığını ilk kez yaşıyorsa ya da tablo öncekilerden farklıysa tıbbi değerlendirme için 112’yi arayın.

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe, İzmit’teki ofisinde

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe

İzmit, Kocaeli’de yüz yüze psikoterapi ve online danışmanlık. Bilişsel davranışçı terapi odaklı çalışır; yetişkin, ergen ve ailelerle görüşür.

Hakkımda

Sorularınız için yazın

Yazıda cevabını bulamadığınız bir soru varsa WhatsApp üzerinden sorabilirsiniz; randevu için de aynı numara yeterli.

Ara WhatsApp ile randevu
WhatsApp