Blog

Özgüven nasıl gelişir? Öz-değer üzerine BDT bakışı

Çay eşliğinde deftere yazan bir kişi

Özgüven nasıl gelişir sorusunun cevabı yapmaktan geçer: Özgüven, belirli bir işi yapabileceğinize duyduğunuz inançtır; öz-değer ise başarıdan bağımsız olarak kendinizi değerli görme halidir. Özgüven deneyimle gelişir: Kaçındığınız durumlara küçük adımlarla girmek, sonucu kaydetmek ve kendinize verdiğiniz "yetersizim" hükmünü kanıtlarla test etmek temel yoldur. Bilişsel davranışçı terapide düşük özgüveni sürdüren kaçınma, güvence arama ve olumluyu eleme kalıpları ele alınır; kanıt günlüğü ve cesaret deneyleri en çok kullandığım iki araçtır. İzmit’teki ofisimde ve online danışmanlıkla özgüven ve öz-değer üzerine çalışıyorum.

Özgüven ve öz-değer arasındaki fark

Bu iki kavram günlük dilde birbirinin yerine kullanılır, ama farklı şeylerdir ve farklı biçimde çalışılır. Özgüven alana özgüdür: Direksiyon başında kendinize güvenirken toplantıda konuşmaya gelince güveniniz düşebilir. Özgüven yapmakla büyür; ne kadar çok denerseniz o alandaki güven o kadar artar.

Öz-değer ise daha derindedir: "Ben, ne yaparsam yapayım, değerli bir insan mıyım?" sorusunun cevabıdır. Öz-değeri düşük bir kişi çok başarılı olsa bile kendini değersiz hissedebilir; her başarı, bir sonraki sınavın tarihini ileri atar. Bu kişi için başarı bir kanıt değil, geçici bir aftır.

Bu ayrımın pratik önemi şudur: Yalnızca özgüven üzerinde çalışırsanız, kişi yeni beceriler kazanır ama içindeki "yetmiyorum" sesi aynı kalır. Bilişsel davranışçı terapide bu nedenle iki katman birlikte ele alınır: Davranış tarafında küçük denemeler, düşünce tarafında ise kişinin kendine uyguladığı katı değer kurallarının sorgulanması. Hedef, kendini beğenmek değil; kendini, hataları ve sınırlarıyla birlikte kabul edilebilir bulmaktır.

Düşük özgüvenin sürdürücüleri

Düşük özgüven bir kişilik özelliği değil, sürdürülen bir döngüdür. Başlangıcı çocukluktaki eleştirel bir ortamda, zorbalıkta ya da sürekli kıyaslanmada olabilir; ama bugün onu ayakta tutan şey, şu an yaptıklarımızdır:

  • Kaçınma: Başarısız olma ihtimali olan her şeyden uzak durmak. Terfiye başvurmamak, fikrinizi söylememek, yeni insanlarla tanışmamak. Kaçınma, "yapamam" inancını test edilmemiş halde korur.
  • Olumluyu eleme: Övgüyü "nezaketen söylüyor" diye geçiştirmek, başarıyı şansa bağlamak, eleştiriyi ise gerçeğin ta kendisi saymak.
  • Kendine katı, başkasına esnek kurallar: Arkadaşınızın hatasını anlayışla karşılayıp aynı hatayı kendinizde affetmemek.
  • Kıyaslama: Kendi perde arkanızı başkalarının vitriniyle karşılaştırmak; sosyal medya bu kıyaslamanın en verimli zeminidir.
  • Güvence arama: Her kararı başkalarına onaylatmak. Onay o an rahatlatır, ama "kendi başıma bilemem" inancını pekiştirir.

Bu döngünün iyi tarafı şudur: Bugün sürdürülen bir şey, bugün değiştirilebilir. Geçmişi değiştiremeyiz, ama kaçınmayı, elemeyi ve kıyaslamayı azaltabiliriz.

Kanıt toplama tekniği

Düşük özgüvende zihin bir savcı gibi çalışır: Yalnızca aleyhteki kanıtları toplar, lehtekileri dosyaya koymaz. Kanıt toplama tekniği bu dengesizliği düzeltmek içindir. Uygulaması basit, sürdürmesi zordur:

  1. Sorguladığınız inancı bir cümleyle yazın: "Ben beceriksizim" ya da "kimse beni gerçekten sevmez."
  2. Bu inancın tam tersini değil, daha adil bir alternatifini yazın: "Bazı şeylerde iyiyim, bazılarında öğrenme aşamasındayım."
  3. Her gün, ne kadar küçük olursa olsun, alternatif cümleyi destekleyen en az bir kanıt not edin: Bir iş arkadaşı fikrinizi sordu, bir tarifi ilk denemede tutturdunuz, zor bir telefon görüşmesini bitirdiniz.
  4. Haftada bir listeyi baştan okuyun.

İlk günlerde çoğu danışan "yazacak bir şey bulamıyorum" der; bu, kanıt olmadığından değil, zihnin onları eleme alışkanlığındandır. Üçüncü, dördüncü haftada liste kendiliğinden uzamaya başlar. Önemli kural: Kanıt küçümsenmez. "Bu sayılmaz" dediğiniz an, olumluyu eleme kalıbı yeniden devreye girmiştir; onu da not edin.

Küçük cesaret deneyleri

Kanıt günlüğü düşünce tarafını çalıştırır; cesaret deneyleri ise davranış tarafını. Bir cesaret deneyi, "yapamam" dediğiniz bir şeyi küçültülmüş, güvenli ve ölçülebilir bir biçimde denemektir. Örnekler:

  • Kafede yanlış gelen siparişi geri çevirip doğrusunu istemek
  • Toplantıda önceden hazırlanmadan tek bir soru sormak
  • Bir arkadaşa "bugün buna vaktim yok" demek
  • Sosyal medyada bir hafta boyunca başkalarının paylaşımlarına bakmamak
  • Bir işi kusursuz olmadan teslim etmek

Her deneyden önce tahmininizi yazın: "Ne olacak sanıyorum, bunun olma ihtimali ne kadar?" Deneyden sonra gerçekte olanı yazın. Bu iki satır arasındaki fark, özgüvenin asıl inşa malzemesidir. Deney "başarısız" olsa bile, yani korkulan şey kısmen olsa bile, çoğu kişi bununla baş edebildiğini görür; bu da ikinci bir kanıttır. Deneyler kolaydan zora sıralanır ve her hafta bir ya da iki tane planlanır; hızlı gitmek değil, düzenli gitmek önemlidir.

Pratik özet: Bu hafta bir kanıt günlüğü açın ve tek bir cesaret deneyi seçin. İkisini de küçük tutun; özgüven büyük hamlelerle değil, tekrar eden küçük kanıtlarla kurulur.

Terapide nasıl çalışılır?

Özgüven çalışması terapide üç katmanda ilerler. İlk katmanda bugünkü döngü haritalanır: Hangi durumlardan kaçınıyorsunuz, hangi kurallar sizi yönetiyor, olumluyu nasıl eliyorsunuz. İkinci katmanda kanıt günlüğü ve cesaret deneyleriyle bu döngü somut olarak zorlanır; her seans, o haftaki deneylerin değerlendirilmesiyle başlar. Üçüncü katmanda ise "yetmiyorum" inancının kökenine bakılır: Bu cümle ilk kez kimin sesiyle söylendi, hangi koşullarda işe yaradı, bugün hâlâ işe yarıyor mu?

Süreç, kendini beğenmeyle değil, kendine karşı adil olmakla sonuçlanır. Danışanlar çoğu zaman "artık hata yaptığımda dünya başıma yıkılmıyor" cümlesini sürecin en önemli çıktısı olarak tanımlar. Çalışmanın çerçevesini bireysel terapi sayfasında bulabilirsiniz. Kocaeli içinden yüz yüze ya da başka bir şehirden online danışmanlıkla başlamak için WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz; ilk mesajı atmak da bir cesaret deneyidir.

Sık sorulan sorular

Özgüven ne kadar sürede gelişir?

Belirli bir alandaki özgüven, düzenli denemelerle birkaç hafta içinde fark edilir biçimde artabilir; toplantıda konuşmak ya da hayır demek gibi somut hedeflerde değişim görece hızlıdır. Öz-değerle ilgili derin inançların dönüşmesi ise aylar alır ve tekrar ister. Süreyi belirleyen, kaçınmanın ne kadar yaygın olduğu ve deneylerin ne kadar düzenli yapıldığıdır. Terapide ilerleme birkaç haftada bir birlikte gözden geçirilir.

Özgüven eksikliği depresyonla ilişkili mi?

Sık sık iç içe geçer. Depresif dönemlerde değersizlik düşünceleri belirginleşir ve özgüven düşer; düşük öz-değer de depresif belirtilere zemin hazırlayabilir. Bu nedenle ilk görüşmede duygudurum, uyku ve iştah gibi alanlar da değerlendirilir. Depresif belirtiler ağır basıyorsa süreç buna göre şekillenir ve gerekirse psikiyatrik değerlendirme önerilir; ilaç kararı psikiyatriste aittir.

Özgüven için kitap ya da uygulama yeterli olur mu?

Kanıt günlüğü ve küçük deneyler gibi araçlar kendi başınıza da başlatılabilir ve birçok kişi için faydalıdır. Ancak kaçınma yaygınsa, deneyler sürekli erteleniyorsa ya da "yetmiyorum" sesi her denemeyi baştan geçersiz kılıyorsa dışarıdan bir göz gerekir. Terapide hem deneyler kişiye göre ölçeklenir hem de olumluyu eleme kalıbı anında yakalanır; bu, kendi başına çalışırken en çok kaçan noktadır.

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe, İzmit’teki ofisinde

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe

İzmit, Kocaeli’de yüz yüze psikoterapi ve online danışmanlık. Bilişsel davranışçı terapi odaklı çalışır; yetişkin, ergen ve ailelerle görüşür.

Hakkımda

Sorularınız için yazın

Yazıda cevabını bulamadığınız bir soru varsa WhatsApp üzerinden sorabilirsiniz; randevu için de aynı numara yeterli.

Ara WhatsApp ile randevu
WhatsApp