Blog

Bağlanma stilleri ilişkileri nasıl etkiler?

Pencere önünde sakin oturan bir kadın

Bağlanma stilleri, erken ilişkilerde öğrenilen ve yakınlık kurma biçimimizi şekillendiren örüntülerdir: kimden ne kadar yakınlık beklediğimizi, zorlandığımızda kime yaslandığımızı ve reddedilme ihtimaline nasıl tepki verdiğimizi etkiler. Güvenli, kaygılı, kaçınan ve dağınık olarak tarif edilen bu örüntüler bir kişilik etiketi değildir; ilişkiden ilişkiye farklılaşır ve yeni deneyimlerle esner. İzmit Yahyakaptan semtindeki ofisimde ve online danışmanlıkla bu örüntüleri ilişki içinde çalışıyorum.

Bağlanma kavramı nereden geliyor?

Bağlanma kuramı, küçük bir çocuğun korktuğunda, yorulduğunda ya da hastalandığında kime yöneldiğini gözlemlemekten doğdu. Çocuk rahatsız olduğunda bakım veren kişiye gider; yatıştığında yeniden keşfe çıkar. Bu iki hareketin arasındaki denge, kuramın merkezindeki fikirdir: Güvenli bir liman varsa, dünya keşfedilebilir bir yer olur.

Çocuk bu gidiş gelişlerde bir şey öğrenir. Yakınlık istediğinde çoğunlukla karşılık görüyorsa, zihninde şöyle bir beklenti oluşur: "İhtiyacım olduğunda yanımda biri olur." Karşılık belirsizse, yani bazen çok ilgili bazen erişilmez bir tutumla karşılaşıyorsa, beklenti şuna dönüşür: "Yakınlığı sağlama almak için ısrar etmem gerekir." Yakınlık girişimi düzenli olarak geri çevriliyorsa öğrenilen şey başkadır: "İhtiyacımı belli etmemek daha güvenli."

Bu beklentiler yetişkinlikte de sessizce çalışmaya devam eder. Partnerimiz mesaja geç döndüğünde, bir tartışmanın ortasında ya da yeni bir ilişkinin ilk haftalarında hangi yorumu yaptığımızı büyük ölçüde onlar belirler. Yetişkin ilişkilerinde bağlanma, çocukluğun birebir tekrarı değildir; daha çok, yıllar içinde biriken bir ilişki alışkanlığı gibidir.

Dört stilin gündelik hayattaki görünümü

Stiller, keskin kutular değil eğilimlerdir. Çoğu kişi bir eğilime daha yakın durur, stresli dönemlerde başka bir eğilime kayar. Gündelik hayatta şöyle görünürler:

  • Güvenli eğilim: Yakınlık da özerklik de rahatsız edici değildir. Kırıldığında bunu söyleyebilir, partnerinin kendi alanı olmasını tehdit olarak okumaz. Tartışma sonrası onarım girişimi yapmak ona görece kolay gelir.
  • Kaygılı eğilim: İlişkinin durumunu sık sık kontrol etme ihtiyacı duyar. Sessizlik, kısa yanıtlar ya da yorgun bir ses tonu hızla "bir şey oldu" diye yorumlanır. Güvence arama davranışı kısa vadede rahatlatır, uzun vadede ilişkiyi yorar.
  • Kaçınan eğilim: Duygusal yoğunluk arttığında geri çekilir. Kendi kendine yetmeyi değerli bulur, destek istemeyi zayıflık gibi yaşar. Dışarıdan soğukluk gibi görünen bu tutumun altında çoğu zaman kendini açmaktan duyulan tedirginlik vardır.
  • Dağınık eğilim: Yakınlık isteği ile geri çekilme aynı anda yaşanır. Kişi hem daha fazla temas ister hem temas yaklaştığında huzursuz olur; bu ikili hareket partnerde şaşkınlık yaratır.

Kendinizi birden fazla maddede görmeniz beklenen bir durumdur. Bu maddeler bir test sonucu değil, kendinizi izlemeye başlamanız için hazırlanmış sorulardır.

Partner seçimini ve ilişki döngüsünü nasıl etkiler?

Bağlanma örüntüsü, kime çekildiğimizden çok, çekildikten sonra ilişkiyi nasıl yürüttüğümüzü belirler. En sık gördüğüm döngü, kaygılı eğilimli biriyle kaçınan eğilimli birinin bir araya gelmesiyle kurulan takip ve uzaklaşma döngüsüdür. Biri yakınlaşarak güvence arar, diğeri alan açmak için geri çekilir; geri çekilme ilkinin kaygısını artırır, artan kaygı daha çok yaklaşma girişimi getirir ve döngü kendini besler.

Bu döngünün içinde kimse kötü niyetli değildir. İkisi de aynı anda kendini korumaya çalışır; sadece koruma biçimleri birbirini tetikler. Döngüyü görünür kılmak için çiftlere şu üç soruyu sorarım:

  1. Tartışma başladığında ilk hamleniz yaklaşmak mı, susmak mı, odadan çıkmak mı?
  2. Partneriniz o hamleyi yaptığında siz ne hissediyorsunuz ve ne yapıyorsunuz?
  3. Bu iki hamle arka arkaya geldiğinde konuşma nereye varıyor?

Cevaplar çoğunlukla tanıdık bir haritaya dönüşür. Harita çıktığında tartışmanın konusu (para, aile, ev işleri) ikinci plana düşer; asıl mesele, ikisinin de aynı anda güvende hissetmesini sağlayacak bir yol bulmaktır.

Bağlanma stili değişir mi?

Evet, esneyebilir. Bağlanma örüntüsü doğuştan gelen sabit bir özellik değil, tekrarlanan ilişki deneyimleriyle öğrenilmiş bir beklentidir. Öğrenilmiş olan, yeni deneyimlerle yeniden öğrenilebilir. Uzun süreli güvenli bir ilişki, terapide kurulan tutarlı bir çalışma ilişkisi ya da yaşam koşullarındaki köklü bir değişim beklentileri yavaş yavaş yumuşatır.

Değişim hızlı olmaz ve düz bir çizgi izlemez. Yorgunlukta, yoğun iş temposunda ya da kayıp dönemlerinde eski örüntü geri gelebilir; bu geri dönüş başarısızlık değil, örüntünün strese verdiği tanıdık yanıttır. Önemli olan, o anı fark edip eski hamleyi otomatik biçimde tekrarlamak yerine bir seçenek daha ekleyebilmektir.

Dikkat: İnternette yaygın olan kısa testler bağlanma stilini net biçimde belirlemez. Bu kavram, kendinizi ya da partnerinizi bir kutuya yerleştirmek için değil, tekrar eden bir döngüyü anlamak için yararlıdır. "Ben kaygılı bağlananım, bu yüzden böyleyim" cümlesi açıklamaya benzer, ama çoğu zaman değişimin önünü kapatan bir etikete dönüşür.

Terapide bağlanma örüntüleriyle çalışmak

Bireysel görüşmelerde bu konuyu geçmişi anlatmakla değil, güncel bir sahneyle ele almayı tercih ederim. Geçen hafta yaşanmış somut bir an seçilir: Mesajın yanıtsız kaldığı yirmi dakika, akşam yemeğindeki sessizlik, iptal edilen bir plan. O anın içinde ne hissedildiği, zihinden ne geçtiği ve ne yapıldığı adım adım açılır.

Bilişsel davranışçı çerçevede çalıştığımız noktalar genellikle şunlardır:

  • Belirsizliği otomatik olarak olumsuz okuyan yorumları fark etmek ve sınamak
  • Güvence arama ile gerçek bir ihtiyacı dile getirmeyi birbirinden ayırmak
  • Geri çekilme anında bedenin verdiği ilk sinyali erken yakalamak
  • İhtiyacı suçlamadan söyleyen cümleler kurmayı denemek ve bunları görüşmeler arasında uygulamak

Çift olarak gelmek her zaman gerekmez; döngünün bir ucu değiştiğinde diğer uç da çoğunlukla hareket eder. Kocaeli içinden yüz yüze, bölge dışından online danışmanlıkla çalışıyorum. Yetişkin görüşmelerinin işleyişini bireysel terapi sayfasında ayrıntılı anlattım. Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, döngüyü tarif eden tek bir cümleyi WhatsApp üzerinden yazmanız ilk görüşmeyi planlamak için yeterli olur.

Sık sorulan sorular

Bağlanma stili testleri güvenilir mi?

İnternette dolaşan kısa testler bir fikir verebilir, ancak sonucu bir teşhis gibi okumamak gerekir. Bu testler çoğunlukla o anki ilişki durumunuzdan ve ruh halinizden etkilenir; aynı testi altı ay sonra doldurduğunuzda farklı bir sonuç alabilirsiniz. Sonucu, kendinizi tanımlayan bir etiket olarak değil, ilişkideki tekrar eden hamlelerinizi izlemeye başlamak için bir başlangıç noktası olarak kullanın.

Partnerim kaçınan bağlanıyorsa ne yapmalıyım?

Partnerinizi bir etiketle tanımlamak yerine, geri çekildiği anları somut olarak fark etmek daha işe yarar. Geri çekilme genellikle ilgisizlik değil, yoğunluğu azaltma girişimidir. Baskıyı artırmak yerine konuşmayı daha kısa tutmak, zamanlamayı birlikte belirlemek ve dönüş için net bir zaman sözü almak çoğu çiftte gerginliği düşürür. Döngü inatla tekrar ediyorsa danışmanlık iki tarafa da alan açar.

Bağlanma konusu kaç görüşmede ele alınır?

Bunun sabit bir sayısı yok; bağlanma ayrı bir program değil, ilişki konularının içinden geçen bir bakış açısıdır. Güncel bir döngüyü haritalamak ve yeni bir yanıt denemek birkaç görüşmede mümkün olabilir. Örüntü uzun yıllara yayılmışsa ve birden fazla ilişkide tekrar ediyorsa süreç daha uzun sürer. İlk değerlendirme görüşmesinden sonra size özel bir çerçeve ve gerçekçi bir süre birlikte konuşulur.

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe, İzmit’teki ofisinde

Klinik Psikolog Yağmur Beste Efe

İzmit, Kocaeli’de yüz yüze psikoterapi ve online danışmanlık. Bilişsel davranışçı terapi odaklı çalışır; yetişkin, ergen ve ailelerle görüşür.

Hakkımda

Sorularınız için yazın

Yazıda cevabını bulamadığınız bir soru varsa WhatsApp üzerinden sorabilirsiniz; randevu için de aynı numara yeterli.

Ara WhatsApp ile randevu
WhatsApp